Psikoloji Trend
Kozmetik Giyim Güzellik Hamile Psikoloji Cinsellik Evlilik Yemek Dekorasyon indirim Gezi Etkinlik Kitap Çocuk Sağlık Emlak Aksesuar Otomobil

Editör Kategori : İlişkiler 11 Şubat 2010, Perşembe



AŞK-I MEMNU’DAKİ AŞK, ÖDİPAL BİR AŞKTIR.

RTÜK son dönemin en çok izlenen dizilerinden biri olan Aşk-ı Memnu’ya yine ceza verdi. Daha önce uzun öpüşme ve sevişme sahneleri  nedeniyle uyarı alan diziye, bu defa da yeğenin önce amcasının karısıyla sonra da sözde kuzeniyle aşk yaşamasının Türk ahlaki ve ailevi yapısını
zedelediği nedeniyle ceza verildi. Peki eğer Aşk-ı Memnu Türk aile yapısına zarar veriyorsa neden bu kadar seviliyor? Türk halkı bu dizide ne buluyor? Karakterlerin psikolojik yapıları bize neleri gösteriyor? Cinsellik, aile ve evlilik  konularında halkımızı bilgilendirmeyi ve farkındalığı arttırmayı amaçlayan  Cinsel Sağlık Enstitüsü Derneği (CİSED); bu konuda çok çarpıcı bir basın açıklaması yaptı. Devamını okumak için


(0)



Editör Kategori : Çocuk Psikolojisi 3 Şubat 2010, Çarşamba



ÇOCUK, OKUL VE SOSYALLEŞME ÜZERİNE...

Hayatın ilk yılları, insanın gelecekteki davranışlarını yönlendiren ve biçimlendiren temellerin atıldığı bir dönemdir. Yaşamın ilk yıllarında, çocuğun öğrenmesindeki ilk rehber, öncelikle anne baba olmak üzere yakın çevresindeki kişiler ve bu çevrede gelişen olaylardır. Çocuk büyüdükçe, yavaş yavaş dış dünyayla da iletişim kurmaya başlarDevamını okumak için


(0)



Bora Eşiz Kategori : Renkler ve Etkileri 30 Aralık 2009, Çarşamba



RENKLER PSİKOLOJİMİZİ NASIL ETKİLİYOR?

Her gün farklı  duygular içerisinde güne başlar ve gün içerisinde farklı  hisler yaşarız bazen çok neşeli bazen de huzursuz oluruz. Dr. Mehmet Yavuz psikolojimizde değişkenlik gösteren pozitif veya negatif etkilerin kullandığımız renklerle ilgili olabileceğini açıklıyor. Renklerle ilgili araştırmalar, renklerin insan psikolojisinde büyük etkiler yarattığını ve çoğu insanında bundan etkilendiğini açıklar. Dr.Mehmet Yavuz bu konuyu ayrıntılarıyla açıklığa kavuşturuyor; “Kanada’da yapılan bir arastırmada ögrencilerin basarı grafiklerinin basit renk degisimleri ile  Devamını okumak için


(0)



Editör Kategori : Ölüm ve Yas Sorunları 18 Aralık 2009, Cuma



YAKININI KAYBEDEN İNSANLARA NASIL YAKLAŞILMALI?

Ölümle ya da başka bir önemli kayıpla yüzleşen hastamızı veya yakınlarımızı rahatlatmak, acılarını hafifletmek isteriz. Fakat ne diyeceğimizi, ne yapacağımızı bilemeyiz ve endişelenmeye başlarız. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz yakınını kaybeden insanların yaşadıklarını ve onlara nasıl yaklaşmamız gerektiğini anlattı.
İnsanlar neden yas tutarlar?: “Önemli bir kayıp yaşayan kişi, hayatını yeniden organize edip kurmadan önce, daha düne kadar hayatında çok önemli yer tutan ama şimdi kaybolan kişiyle vedalaşmak, hayatın ağırlığı karşısında yeniden soluklanmak ve kimi zaman çok zor olan gerçekleri sindirmek için yas tutmaya ihtiyaç duyar. Devamını okumak için


(1)



Editör Kategori : Çocuk Psikolojisi 16 Aralık 2009, Çarşamba



ÇOCUĞUNUZ BİLGİSAYAR BAĞIMLISI MI?

Gelişen teknoloji ve internet ağının hızla yaygınlaşması  sonucunda insanlık artık yeni bir sosyal problemle karşı karşıya; Bilgisayar ve Internet bağımlılığı. Bilgisayarın bağımlılığa sebep olup olmadığı, bilimsel çevreler arasında da tartışma konusu oluyor. Nöroloji Uzmanı Dr. Mehmet Yavuz, anne ve babaların bu konuda dikkatli olmaları gerektiğini vurguladı ve konuyu değerlendirdi. Devamını okumak için


(0)



Editör Kategori : Hamile-Anne Psikolojisi 2 Aralık 2009, Çarşamba



”ANNE  OLDUM,  BANA  NELER OLUYOR?”

Doğum bir kadının hayatında yaşadığı en büyük değişikliklerden biri. Sadece yeni bir bebek dünyaya gelmiyor, annenin de dünyası büyük ölçüde değişiyor. Bir yanda; kendinden bir parçaya, onun yardımına bakımına muhtaç küçücük bir canlıya hayat vermenin keyfi, bir yanda hayatında olabileceğini düşündüğü değişikliklerin verdiği hüzün... Devamını okumak için


(0)



Editör Kategori : Çocuk Psikolojisi 2 Aralık 2009, Çarşamba



TELEVİZYON VE ÇOCUK II

Yapılan araştırmalar günde 1-2 saatten fazla televizyon izleyen 0-3 yaş arası çocukların duygusal gelişimlerinin, sosyal ortamlara uyumlarının, insanlara yakınlık gösterme- onları anlayabilme, yaşıtlarına ilgi gösterme ve onlarla iletişim kurma becerilerinin gelişiminde gecikme ve yetersizlik olduğunu göstermektedir. 4-7 yaş arası çocuklarda ise fazla ve uygunsuz televizyon izlemenin somut-soyut kargaşası yarattığı, dil ve sosyal gelişimde eksikliklere yol açtığı, çocukların dünyaya ilişkin aşırı kaygılı düşünceler içine girdikleri gözlenmiştir. Bu yaş çocuklar televizyonda gördükleri her şeyi somut olarak algılar ve olduğu gibi uygulamaya çalışırlar, şiddeti içselleştirir ve neredeyse doğal ve kendini korumaya yönelik ve aslında zararasız bir şey gibi görürler.  Devamını okumak için


(0)



Editör Kategori : Çocuk Psikolojisi 2 Aralık 2009, Çarşamba



TELEVİZYON VE ÇOCUK I

Ailemizin vazgeçilmez bireylerinden biri. Odalarımızın başköşesinde yer alan eşyamız; televizyon...

Günümüzde televizyon olmadan yaşamını sürdürebilen kişi sayısı giderek azalıyor. En fazla seyretmediğini söyleyen kişilerin bile televizyonla bir şekilde ilişkisi oluyor. Özellikle de çocuklar için televizyon vazgeçilmezler arasında ön sıradaki yerini kimselere kaptırmıyor. Televizyon izlemek zihinsel etkinlik gerektirmeyen bir davranış. Sadece ona bakarak, iletişim yollarını veya herhangi bir becerinizi kullanmadan, zorlanmadan, fazlasıyla dikkatinizi vermeksizin, evinizde- rahat koltuğunuzda oturarak izleyebileceğiniz eğlenceli bir araç. Devamını okumak için


(0)



Editör Kategori : İlişkiler 2 Aralık 2009, Çarşamba



KISKANIYORUM, KISKANIYORSUN, KISKANIYOR!...

Kıskançlık, özellikle partner ilişkilerinde gündeme gelen, ancak, tüm ilişkilerde de az ya da çok yaşanabilen bir duygu... Kelimenin anlamına baktığımızda; üstün görülen kişinin üstünlüğünü çekememek, haset etmek, sevdiği /sahip olduğu bir kişinin başka kişilerle ilişkisine katlanmamak, onu başkalarıyla paylaşamamak olara açıklanabilir. Doğduğumuz andan itibaren kıskanmaya başlarız, her ne kadar adlandıramasak da. Önceleri annemizi başkalarıyla paylaşmak zorundayızdır, sonraları aileye katılan yeni üyeleri, babamızı, akraba çocuklarını kabullenmek durumunda kalırız ve belki de içten içe onları kıskanırız. Aile çevremizle başlayan sevilenler halkası genişleyip, arkadaşlar, öğretmenler de devreye girdikçe kıskançlık sadece sevgiyi paylaşma sınırını aşar. Daha başarılı, daha popüler olan, daha fazla ilgi toplayan kıskanılır, rekabet ortamlarında rakipler kıskanılır. Daha da sonraları yaşamımızda özel olabilecek ilişkiler dönemi başladığında kıskançlık daha da artabilir. Bizim için önemli- özel olan kişiler, sevgililerimiz, eşlerimiz, iş arkadaşlarımız ve hatta bazen çocuklarımız. Her biri için değişik zaman ve biçimlerde kıskançlık duygularına kapılabiliriz.  Devamını okumak için


(0)



Editör Kategori : Panik Atak 1 Aralık 2009, Salı



PANİK ATAK II: PANİK ATAKLA NASIL BAŞA ÇIKILIR

Panik atakla baş etmek için neler yapılabilir? Kişilerin sıkça başvurdukları, ancak çok sakıncalı yollardan biri de alkol veya sakinleştirici özelliği olan ilaçları kullanmaktır. Bu çözüm; kısmen rahatlama sağlasa bile, bir kısır döngüyü de başlatmış olur. Rahatlama; alkol veya ilacın etkisi geçene kadar sürmekte, sonrasında ise sıkıntılar doludizgin devam etmektedir, sıkıntıyı bastırmak için tekrar alkol tekrar ilaç gerekmektedir. Sonuç; alkol/ ilaç dozu giderek artacak, panik atağa ek olarak bağımlılık sorunu gelişmiş olacaktır. Artık hem panik atak hem de alkol/ilaç bağımlısı bir kişi durmaktadır karşımızda. Devamını okumak için


(1)


1 2 3 4 5


Kategoriler

En Çok Okunanlar

Etiketler